| Dünyanın
her yerinde Türk adıyla anılan hamamlar tarih sahnesinden
birer birer çekiliyor. Minyatürleri, gravürleri,
resimleri süsleyen, seyyahların kitaplarının baş köşesindeki
egzotik ve sisli atmosferiyle zihinlerde yer eden, filmlere,
romanlara, hikayelere konu olan İstanbul hamamları, artık
tarih oluyor.
Daha bundan 20-30 yıl öncesine
kadar İstanbul'un sosyal hayatının vazgeçilmez bir parçası
olan hamamların bir kısmı özellikle 1950'lerden itibaren
yıktırıldı. 1952'de faaliyette olan 73 hamamdan bugün
sadece 40'ı ayakta. Bu 40 hamamdan büyük bir bölümü
ise artık eski işlevini tamamen kaybetti. Bu arada bütün
büyük oteller de bünyelerinde bir Türk hamamı inşa
ediyor.
Hamam olarak işlevlerini sürdürmeye
çalışan eserlerin durumu ise içler acısı. Bu hamamların
sahipleri mali krizi aşmak için yeni bir tarz ortaya çıkardı.
‘‘Türk-Fin Sentezi’’ adını verebileceğimiz bu
yeni tarzda hamamların içine birer sauna yerleştirildi.
Tahtaminare, Hacıkadın, Balat Çavuş Hamamları, yeni
trendin öncü işletmeleri oldu.
İsteyen hamamtaşında
kendine kese attırıyor, dileyen saunaya girip ter döküyor.
Bu iş için bazı hamamların halvetleri kullanılırken
bir kısmının hücrelerinden biri ahşapla kaplanıyor. Yüzlerce
yıllık mermerlerin üzerine ahşabı giydirip yaratılan
odaya, elektrikli mangal üzerine granit taşlar yerleştirdiniz
mi, oluyor mükemmel bir Fin Hamamı!
Mimar Sinan'ın inşa ettiği
Ayakapı'daki Havuzlu Hamam kereste deposu olarak kullanılıyor.
Yine Sinan'ın eseri olan Üsküdar Çarşı Hamamı ile
Fatih döneminin eseri Tahtakale Hamamı gibi yapılar içlerinde
büyük değişikliklere gidilerek çarşı olarak kullanılmaya
başlandı. Hamamların bir kısmı ise son iki yıl içinde
‘‘saunalı-modern banyo’’lara dönüştürüldü.
Bir kısmı çarşı oldu
İstanbul hamamlarının geçmişi
Roma ve Bizans dönemine kadar uzanıyor ama o dönemden günümüze
tek bir eserin kalmadığı da biliniyor. Eski kaynaklarda
çok sayıda Bizans hamamının ismi geçiyor. Anastasius,
Arkarios, Ayio Amantasio, Dagisteos, Constantinus hamamları
bunlardan birkaçı. Roma İmparatoru Septumus Severus'un
210 yılında Sultanahmet Meydanı çevresinde yaptırdığı
Zeuksippos Hamamı'nın yerinde şimdi çirkin işhanları yükseliyor.
Osmanlılar, İstanbul'a
geldiklerinde ellerinde özgün bir hamam mimarisi yoktu.
Evliya Çelebi, İstanbul'da ilk inşa edilen hamamın Fatih
tarafından yaptırılan Irgat Hamamı olduğunu, bunu
Azeplar Hamamı’nın izlediğini bildiriyor. İlk hamamlar
‘‘kefere tarzı’’ yani Roma-Bizans stili. Evliya Çelebi
de kendi çağında İstanbul'da 151 hamam bulunduğunu,
kendisi Mısır ve Sudan'ı gezdiği sırada, 17 hamam daha
inşa edildiğini kaydediyor. Bu envanteri esas aldığımızda
Çelebi'den bu yana 168 hamamdan 128'inin yok edildiğini görüyoruz.
İstanbul'da gündelik yaşamın
vazgeçilmez bir parçası olan hamamlarda her din ve
milletten insanın kendi dini vecibelerini yerine getirecek
şekilde yıkanabilmesi için düzenleme yapılmıştı.
Mimar Sinan hamam mimarisine şekil vermiş, özgün yapılar
meydana getirmişti; Ayakapı Hamamı gibi... Bir adı da
Havuzlu Hamam olan bu binaya Mimar Sinan bir de havuz inşa
etmişti. Hamam içine havuz, Osmanlı mimarisinde olmaya
bir özellikti. Havuzlu hamamların tamamı da eski Yahudi
mahallelerindeydi: Cibali, Ayakapı, Balat ve Hasköy...
Musevilik'te de tıpkı İslam'da
olduğu gibi boy abdesti ya da gusül abdesti denilen bir
dini temizlik zorunluluğu var. Fakat Yahudiler, Müslümanlardan
farklı olarak gusül abdestlerini içinde hareketli temiz
suyun olduğu bir havuza girip çıkarak gerçekleştiriyorlar.
Kozmopolit Osmanlı sosyal yaşamının en önemli göstergelerinden
biri olan bu havuzlu hamamlardan Türkiye'de sadece iki örnek
kalmış: Balat Çavuş Hamamı ve Ayakapı Hamamı. Ancak
çökmek üzereler.
NELERE KURBAN OLDULAR
Hamamlar en büyük kaybı
1950-1960 yıllarında yani Menderes'in iktidarda olduğu dönemde
verdi. ‘‘I. Dalan Çağı’’ adı verebileceğimiz bu
dönemde özellikle Tarihi Yarımada, Karaköy, Beyoğlu, Eyüp
gibi eski kent parçalarında büyük yıkımlar gerçekleştirildi.
Bu bölgelerdeki meydanların vazgeçilmez süsleri olan
hamamlar da kazmaların uçlarında ve dozerlerin kepçeleride
unufak edildi. Bu dönem yok olan hamamları şöyle sıralayabiliriz:
Sultanahmet Camii arkasındaki
Arasta, Aksaray (Vatan Caddesi yapılırken), Cerrahpaşa,
Fatih Çukur, Horhor Çelebi Mehmet Ağa ve Unkapanı'nda
Azepler (Atatürk Bulvarı'nın altında kaldılar), Haseki
Sultan ve Çapa (Millet caddesi inşaatı sırasında),
Koska'da Kızlarağası (Laleli Yolu'na kurban oldu),
Sirkeci'deki Küçükağa (Sahil Yolu yapımı esnasında).
KİMİSİ İŞLEV DEĞİŞTİRDİ
Teknolojinin ilerlemesi ve
kentsel yerleşim tarzının değişmesiyle birlikte
hamamlara pek de ihtiyaç kalmadı. Suyun kıymetinin artması
ve enerjinin pahalanmasıyla mevcut hamamlar da kapılarına
kilit vurmaya başladı. Böyle olunca işlev değişikliği
şart oldu. Turizm alanlarında bulunanların bir kısmı,
örneğin Tarihi Cağaloğlu Hamamı ile Galatasaray Hamamı
tadilattan geçirilerek turistlere hizmet vermeye devam
etti. Ortaköy ve Çemberlitaş gibi yine turizm ve eğlence
alanlarında bulunan bazı hamamlar turistik eşya mağazalarına
dönüştü.
TESADÜFEN BULUNDU
Şimdi Akademi İstanbul
tarafından kullanılan Beyoğlu'ndaki Ağa Hamamı, bundan
altı sene önce tesadüfen bulundu. İstiklal Caddesi'nde
bir işhanının altında kalan hamam, Akademi tarafından
restore edildi, bir mağazaya kiralandı. Bu örneğe uyan
bir başka hamam olan Acımusluk'tan arta kalan kubbenin yarısı
1980'lerin ilk yarısında bir işhanının içinde kaldı.
Çemberlitaş Hamamı da şimdi halıcı dükkanı olarak
kullanılıyor.
Ersin KALKAN
Ersin Kalkan'in
diger
yazilarina ulasmak icin lutfen tiklayin..
|