Bu
kampanya desteklenir.....
Türkiye'nin en kapsamlı
tarihi eser envanterine sahip olan Tarihi Yarımada'nın
kurtuluşu için milletvekillerinin, oda başkanlarının ve
uzmanların da görüşlerine başvurduk. İki ilçeye bölünmüş
olan bölgenin tek idari şemsiye altında toplanması görüşü
ağır bastı.
TARİHİ YARIMADA İÇİN
POLİTİKACI VE UZMANLAR KONUŞTU
Yılmaz Karakoyunlu (ANAP İstanbul
Milletvekili)
Bence çok geç kalmış birşey.
Bizim aldığımız yani Fatih'in fethettiği İstanbul bu
coğrafyadır. Bugün İstanbul üzerine ne üretilmişse
buradan çıkmıştır. İstanbul Kadıköy'e köy muamelesi
yapardı. Galata'ya karşısı anlamına gemlen Pera derdi.
Gözümüzün bebeği gibi korumamız gereken bu bölgeye,
bir metre karelik yere sahip olmak için bin yıllık tarihi
bir gecede yok edecek bir kadro hakim oldu. Hürriyet böyle
bir kampanyaya önderlik ederse çok önemli tarihi bir adım
atmış olur. Ben İstanbul Milletvekili olarak elimden ne
geliyorsa yaparım.
Ahmet Tan
(DSP İstanbul Milletvekili)
İstanbul Beyazıt'ta doğup
büyüdüm. Eminönü'nde okudum. Venedik dünyanın en
fazla turist alan kentidir. Benim doğduğum sokaklar
Venedik'ten çok daha üstün değerleri barındırmaktadır.
Venedik'te 300 yıl öncesi sokakları, sokak isimleri olduğu
gibi korunmuş. Bizde 30 yıl önceki haritayla gezdiğiniz
zaman yolunuzu kaybedersiniz. Atalarınızın yaşadığı
yerleri silerseniz, bundan 200 yıl sonra sizin yaşadığınızı
ispat edemezsiniz. Tarihi dokuyu korumak entellektüel ve
turizmle ilgili bir gerek değil, milli varlığın ulusal
bir kanıtıdır.
Hasan Fehmi Yavuzalp
(DSP İl Başkanı)
Tarihi Yarımada, geçmişten
günümüze yekpare olarak gelişmiş ve iki cihan
imparatorluğuna başkentlik yapmış bir bölgedir. Bu
alandaki bölünme, diğer birçok ilçede olduğu gibi
tamamıyla yapaydır. Bu iki ilçe birleştirilmeli ve Sayın
Zekeriya Temizel'in İstanbul Belediye Başkanı adayımızken
önerdiği gibi özel bir yasayla desteklenmelidir. Sayın
Temizel, ‘‘Paris Yasası’’ örneğini vermişti.
Paris, 19. yüzyılın ortalarında tıpkı bugünkü Suriçi
gibi terkedilmeye başlanmıştı. Bunun üzerine Fransız hükümeti
eski eser sahiplerine uzun vadeli krediler vermişti.
Mehmet Yıldırım
(İTO Başkanı)
İdari olarak birleştirilmesi
yasal açıdan mümkün değil. İki ilçenin halkının
iradesi gerekiyor. Ama şimdilik idari olarak ayrı
tutabilir ama plan olarak birleştirebilirsin. Bu iki ilçenin
bulunduğu alanı turizm bölgesi olarak ilan edersek bu ilçelerin
bir kurul tarafından yönetilmesi durumu ortaya çıkar.
Buradaki yetkileri İl Turizm Müdürlüğü'ne bağlarsanız
her birim ayrı ayrı uygulama yapmaz. Yedikule'den başlayıp
Ayvansaray'a kadar. Anakent Belediyesi Vali ve Ticaret Odası
üçlü bir kurul oluşturabilir.
Oktay Ekinci
(Mimarlar Odası Başkanı)
‘‘Suriçi'nde tek
belediye’’ kampanyanızdan ötürü gazetenizi
kutluyorum. Bu konuyu, 1995'teki Suriçi (bütünü) SİT
kararı sürecinde gündeme getirmiştik. Ayrıca ben de
birkaç yazı yazmıştım. Ancak daha sonra güncelliğini
yitirdi. 1995'te geliştirdiğimiz saptamalar bugün de geçerlidir:
İstanbul'un, UNESCO Dünya
Mirası Merkezi listesinde yer almasının gerekçesi Suriçi'dir.
Çünkü, 2600 yıldır ‘‘sürekli (kesintisiz) kent yaşamının’’
gerçekleştiği çok ender bir SİT'tir. Bu nedenle de yönetimi
ve imar-koruma politikaları çok özel olmalıdır.
Bunun birinci koşulu ise
Suriçi'nde ‘‘tek yönetim’’dir. Esasen dünyanın
birçok tarihi kentinde bulunan Suriçi-Kaleiçi vb. eski çekirdeklerin
birden fazla yönetime bölündüğü tek örnek de İstanbul'dur.
Suriçi aynı zamanda müstakil
tek ilçe olmalı ve ‘‘İstanbul Merkez İlçesi’’
sayılmalıdır. Ayrıca bir belediye yerine doğrudan Büyükşehir
Belediyesi'ne bağlanabilir. Koruma Kurulu da ‘‘Suriçi
Koruma Kurulu’’ olarak örgütlenmelidir. Özerk bir
‘‘Suriçi Planlama Birimi’’ kurularak, Koruma Kurulu
ile eşgüdüm içinde planlama ve koruma öncelikli imar
kararlarını üretmelidir. Suriçi için de ayrı bir
‘‘Suriçi İmar Müdürlüğü’’ kurulmalıdır.
İstanbul vilayeti ile İstanbul
Büyükşehir Belediyesi yönetim merkezlerinin Suriçi'nde
bulunmasını sürekli ve zorunlu kılacak bir yasal önleme
de gereksinme vardır.
Fikret Toksöz
(Marmara Belediyeler Birliği
Başkanı)
Koruma Kurulu, Eminönü ve
Fatih ilçelerini yani Tarihi Yarımada'yı SİT alanı
etti. Bu iki ilçe için ortak koruma imar planı yapılmasını
karara bağladı. Bu kampanya çok doğru ve zamanlama açısından
mükemmel. Çünkü bu ilçelerimiz tam dibe vurmuş
durumda. Eğer biraz daha geç kalırsak elimizde Tarihi Yarımada
diye bir alan kalmayacak. Bu bölge tamamıyla ele alınmalı
ve semtlere göre yeni işlevlere sahip olmalı. Örneğin,
Tahtakale'den toptancıları ya da Kapalı Çarşı civarındaki
kuyumcu atölyelerini boşalttığınızda buraların hangi
fonksiyonlar yükleneceği tespit edilmeli. Bu tür birleştirmelerin
dünyada çok örneği var. Avrupa'daki tarihi kentlere
girdiğinizde 300-400 yıl önceki sokakların aynı olarak
kalmasının nedeni, tarihi ve kenti bir bütün olarak algılayan
bir düşüncenin olmasıdır. Ayrı ayrı imar düzenleri
ve belediyeler olunca oldukça sorun çıkıyor.
Prof. Dr. Metin Sözen
(Çekül Vakfı Başkanı)
Suriçi, 1928'den sonra iki
ayrı şube müdürlüğüne bölündü ve Haşim İşcan döneminde
yapılan Atatürk Bulvarı bu iki ilçenin sınırlarını
çizdi. Halbuki, Zeyrek Süleymaniye'nin, Samatya Kumkapı'nın,
Cibali Unkapanı'nın devamıdır. Cankurtaran ile Fener ve
Balat hemen hemen aynı özellikleri taşımaktadır. Bu ilçemizdeki
yapıların, sokakların hem tarihi dokusu aynı hem de
sorunları birdir. Anıtlar Kurulu'nun 1995'te aldığı
kararlar da ortadadır. Kurul, ortak bir Koruma İmar Planı'nın
hemen yapılmasını istemiştir. Bunların olması ve
Tarihi Yarımada'nın kurtulması için Suriçi'nin tek ve
özellikli bir idari yapı şemsiyesi altında toplanması
zorunludur. Ayrıca bu bölge için çıkarılacak olan
yasada, yeni ilçenin maddi olanakları genişletilmelidir.
Çünkü, İstanbul'daki tarihi hazinemizin büyük bir bölümü
Suriçi'ndedir. Türkiye'de maalesef ‘‘bölgesel
koruma’’ anlayışı yoktur. Örneğin Süleymaniye'yi
restore etmek isterseniz, semtteki 1500 ev için tek tek
proje yapmanız gerekiyor. Tüm tarihi Yarımada'daki tarihi
yapı stoğunu hesap ederseniz, binlerce mimarın yıllarca
sadece röleve ve restorasyon projesi hazırlaması gerekir.
Oysa bölgesel koruma anlayışında, semtin karakteristik
yapısı ortaya çıkarılır, kurallar ve sınırlar
belirlenir ve harekete geçilir. Yeni idari yapılanmada
dikkat edilecek hususlardan biri de, yönetimin katılımcı
ve şeffaf olmasıdır. Kaymakam, Belediye Başkanı, Kültür
ve Turizm Bakanlıklarının temsilcileri, üniversitenin
ilgili birimlerinden hocalar, Mimar, Mühendis, Şehir Plancıları
Odası, Arkeologlar Birliği gibi sivil toplum kuruluşların
temsilcileri ve semt inisiyatifleri yeni yapılanmanın
konseyini oluşturmalı, görüş ve önerilerini sunmalıdır.
Ersin Kalkan
Ersin Kalkan'in
diger
yazilarina ulasmak icin lutfen tiklayin..
|