PROJE HAYATLAR UZERINE BIR YAZI

 

Ana Sayfa

Bize Ulasin

Oteller

Turlar

Genel Bilgiler

Restorantlar

 

PROJE HAYATLAR ÜZERİNE BİR YAZI

İçimde kocaman bir Pazar günü sıkıntısı, çocukluğumun kavun kokulu yaz balkonlarını özlüyorum. Uzun ve ucu görünmeyen zaman dilimlerinde yaşadığım çocukluğumu...

‘’Pazar günleri ne yapacağımızı bilemediğimiz için mi bu kadar hızlı yaşıyoruz? Bu kadar hızlı yaşadığımız için mi Pazar günleri ne yapacağımızı bilmiyoruz?’ diye soruyor Ayşe Arman.

’Belki de zamanımızı doldururcasına yaşadığımız için böyle. Yapmak ve olmak meselesi. Haftanın 6 gününü yapmakla geçirmişsek, Pazar günü de yapmak zorunda hissediyoruz kendimizi. O günü yine yaparak dolduranlar da var, ama birden kendini boşlukta hissedip ne yapacağını bilmeyip bu duruma tahammül edemeyenler de…’’ diyor psikiyatri profesörü Engin Geçtan.

Hızın zamanımızda bir uyuşturucu olduğunu düşünüyor Geçtan ve trafik ışığı kırmızıya dönmeden geçenlerden, asansör gelmiyorsa hemen merdivene yönelenlerden, hiçbir şeye yetişemeyecekmişçesine koşturanlardan bahsediyor. Yani bizi anlatıyor. Hızlı yaşamanın bir anlamda ölüm içgüdüsüyle ilgili olduğuna değiniyor. Yani bir an önce bitirmek. Freud’un ölüm içgüdüsünü tanımlarken ifade ettiği ‘Hayatın amacı ölüme ulaşmaktır’ ilkesi var derinlerimizde.

’İnsanlar ucu açık süreçlere tahammül edemez oldular artık. Çünkü o bilinmeyeni de beraberinde getiriyor. Oysa biz garanti belgeli hayatlar istiyoruz.’’ Diyor Geçtan ve geleceği ipotek altına alma eğilimimizden söz ediyor. Bunun da sebebini hayatlarımızı proje olarak yaşamamıza bağlıyor: ’’Hayatı projeler olarak yaşayan insanlar var. Tabii ki planlar, projeler yapacağız. Ama biz o giden yolu denetleyemeyebiliriz, sapabilir bir yere. Kendini de proje olarak yaşayanlar var. Projelerde ise geleceği ipotekleme eğilimi var. Yani geleceği denetim altına almak adına şimdiki zamanın içine etmek!’’

Sonuç; proje out, ‘o an’ in! 
Yani, kendi zamanımızı, içinde bulunduğumuz anı yaşamak. İçimizden gelen sese uyabilmek…Bütün bunlar bana Murathan Mungan’ın sözlerini hatırlatıyor:’’ Önce, evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan, hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inanırız. Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.

Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer simdi değil ise ne zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir diyor Mungan;

Der ki; "Uzun zamandan beridir hayatın - gerçek hayatın-başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel,öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hala hizmet edilecek

zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."

Ve Mungan şöyle devam ediyor: Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez .

Mutlu olmak için, içinde bulunduğunuz an' dan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin . Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur .Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır."

Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR" diyor Mungan.

Bilgi çağı dedikleri bir çağda yaşıyoruz. Ne var ki bahsettikleri bilgilerin çoğu gerçek bilgi niteliği taşımıyor. Anında tüketilen, yaşamımıza katkı sağlamayan, uçucu, yüzeysel sözde bilgiler bunların çoğu

Her gün, hepimiz bir koşuşturmacanın içindeyiz. İş yerinde, evde, dışarıda arkadaşlarlayken vs. hep bir yüzeysellik, bir nebze yapaylık ve rahat olamama duygusuyla hareket ediyoruz. Ve her gün birbirimize hayatla ilgili özlü sözler, yazılar, duygusal fotoğraflar, şiirler falan yolluyoruz. Pardon ‘forwardlıyoruz’. Bütün bunlar o an için hoş geliyor ama okuduğumuz anda tüketiyoruz. Ve sonra aynı hızımıza, yüzeyselliğimize, yapaylığımıza geri dönüyoruz .

Büyük bir ihtimalle okuduğunuz bu yazı da sizi kısa bir an için düşündürecek, bir parça içlendirecek veya sıkacak. Ve siz hayatta karşınıza çıkan pek çok şey gibi bu yazıyı da ıskalayacaksınız .

Aman dikkat edin de günün birinde kendinizi hayatı ıskalamış bir şekilde bulmayın

Sevgiler

Selcen Dogan

Selcen Dogan'in diger yazilari asagidaki linklerde bulabilir siniz ...

 

 

Ana Sayfa

Bize Ulasin

Oteller

Turlar

Genel Bilgiler

Restorantlar

 
 
Istanbul Life.Org: Incili Cavus Sok.No:37/3  Alemdar Mah. SultanAhmet Istanbul /TURKEY

Tel: 90 (212) 511 2198 - 511 7556  Fax: 90 (212) 511 21 98 - 520 77 43    e-mail:  info@istanbullife.org