![]() |
ISTANBUL’U SEVMEZSE GÖNÜL AŞKI NE ANLAR
|
Şark ile
Garp’ın apaçık cilveleştiği, denizin fütursuz bir yosma gibi kalça
kıvırdığı, Bizans anılarının Osmanlı sokaklarında nefeslendiği,
aşkın bin bir türlüsünün birbirine değip de geçtiği bir şehr-i
İstanbul ki, anlatmakla da bitmez, yaşamakla da… Bir parçası olup
parçalanmak gerekir.
Yaşlı
Pera’nın ara sokaklarına dalıp meyhanelerinde bir iki duble rakıya
bulanmak, Rum mezelerini tatmak, masalar arasında dolanan çingene kızdan
bir gül satın almak, köşe başındaki kitapçıya uğrayıp zamanı
unutmak, Balık Pazarı’nda mevsim meyvelerini koklamak, kilise çanlarının
ezan sesine dalgalanmasını dinlemek gerekir… Sonra Süleymaniye’ye
gidip Sinan’a bir kez daha bakmak, Çemberlitaş kalabalıklarına karışıp
renkler ve insanlarla kaybolmak, Kapalıçarşı’ya girip Şark’a değmek,
Mısır Çarşısı’nda İpek Yolu’ndan geçmek, sonra Eminönü’ne
inip Galata Kulesi’nin denize bakışını seyretmek gerekir… Siz İstanbul’da
yürürken şarkılar çalınır yüreğinize usul usul, bangır bangır…Aşk
kokar İstanbul’un şarkıları, ihtilal kokar, ihtiras, şehvet, acı,
hüzün, hasret kokar, küf kokar, yenilik kokar, pis kokar, melek gibi
kokar, hayat gibi kokar İstanbul’un şarkıları. İstanbul hayattır
çünkü ve hayat İstanbul’dur. İstanbul’un
şiirleri martıların kanat sesindedir kimi zaman, kimi zamansa bir
sokak çocuğunun yediği midye dolmasındadır. İstanbul’un şiirleri,
balkonlar arasındaki çamaşır iplerinde dalgalanır kimi zaman, kimi
zaman bir fahişenin pembe etekliğinde saklanır. İstanbul’un şiirleri
denize bakar kimi zaman, kimi zaman saray bahçelerinin fısıltılarına
dolanır. Öyle bir
İstanbul’dur ki bu, her şeyinizi alır elinizden aç gözlü bir tüccar
gibi. Öyle bir İstanbul’dur ki bu, huysuzluklarıyla lanet ettirir
size kaprisli bir aşık gibi. Öyle bir İstanbul’dur ki bu zamanınızın
çoğunu alır elinizden sessiz bir hırsız gibi. Ama siz öyle bir İstanbul
olmuşsunuzdur ki artık, başka bir şehre sevdalanamaz yüreğiniz. Başka
bir şehir sığmaz yüreğinize. Ve siz sığmazsınız başka bir şehrin
caddelerine. İstanbul’a
karışmak lazımdır velhasıl. Pierre Loti’de günü uyandırmak,
Hisar’da menemen yemek, Ortaköy’de tavşan kanına tavla karıştırmak,
Bebek’te bir yudum deniz içmek, ve Salacak’ta güneşi uyutmak
gerekir… Aşk kokar
İstanbul’un şarkıları, kadın kokar, hasret kokar, dua kokar,
sevda kokar, küfür kokar, İstanbul kokar. Ve siz yürürken şarkılar
çalınır yüreğinize, usul usul, bangır bangır. İstanbul’un şiirleri
martıların kanatlarına takılmıştır, gelir yüreğinize dolanıverirler.
Ve siz İstanbul olursunuz artık, İstanbul siz olur. İstanbul’u
sevmek lazımdır velhasıl, İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne
anlar… |
Selcen Dogan'in diger yazilari asagidaki linklerde bulabilir siniz ...
Tel: 90 (212) 511 2198 - 511 7556 Fax: 90 (212) 511 21 98 - 520 77 43 e-mail: info@istanbullife.org