![]() |
BOMBALI KENTİN SAKİNLERİ
|
Telefonum
çalıyor. Arayan annem: ‘Kızım bu akşam konsere gidecektin değil
mi?’ diye soruyor. Evet diye cevap veriyorum. ‘Aman dikkat et, bomba
ihbarı almışlar. Yolların bir kısmı kapatılmış galiba. Gitmesen
olmaz mı?’ Anne yüreği,
insan kırmak istemiyor. ‘Eh olur tabii anne ama bu ihbarların da
sonu yok ki. Yarın da başka bir şey çıkar. Hep evde mi oturacağız
bir şey olacak diye!’ Telefonu
kapatıyoruz. Biliyorum ki aklı bende kalacak. Bütün gece acaba bir
şey mi olur diye kurup duracak. Belki gece hiç uyuyamayacak. Halbuki
ne kadar hevesliydim bu konser için. İşten çıkarken içim kıpır kıpırdı.
Yeni aldığım ayakkabılarımı giyecek, en yakın arkadaşımla buluşacak
ve güzel bir akşam geçirecektim. Yine de
giydim yeni ayakkabılarımı. Makyajımı yaptım, hazırlandım,
arabama bindim. Konsoloslukların önünden geçmeyeceğim bir yol planı
belirledim kafamda. Arkadaşımla Taksim meydanında buluşmak üzere
yola koyuldum. Ne var ki bir saat önceki hevesimden ve keyfimden eser
kalmamıştı. Tedirginlik ve şüphe bir böcek gibi kafamın içini
kemiriyordu. Meğer
yaşamak ne lüksmüş diye düşündüm. Ne lüks bir şeymiş arkadaşlarla
gönül rahatlığıyla buluşmak. Meğer ne lüksmüş bir konsere
gidecek olmak. Ne lüksmüş iş stresiyle dolu yaşamlarımız arasından
hayata küçük bir pencere açmak. Sadece nefes alıyor olmak ne büyük
lüksmüş. Hatırlıyorum
da ekonomik kriz döneminde de bu hislerime biraz benzer şeyler
hissetmiştim. Kendime ufacık bir şey almak istesem bile uzun uzun düşünür
olmuştum, arkadaşlarla daha az buluşup bir şeyler içmeye gider olmuştuk,
gelecek kaygısı beni ve çevremdekileri tedirgin etmeye başlamıştı.
Meğer krizden önceki yaşantımız ne iyiymiş diye düşünmeye başlamıştık. Ve şimdi
de diyoruz ki meğer bombalardan önceki yaşantımız ne iyiymiş. Meğer
ne kadar mutluymuşuz. Gönül rahatlığıyla dışarı çıkıp
sokaklarda dolaşmak ne kadar güzel bir şeymiş. Tedirginlik duymaksızın
meydanlarda arkadaşlarla buluşmak ne kadar önemliymiş. Elimizi
kolumuzu sallayarak alışveriş merkezlerine girmek ne rahatmış. Böylesi
güzel ve renkli bir kentte sadece nefes alıyor olabilmek bile ne büyük
bir nimetmiş. İnsanoğlu
böyle işte, bir şeyleri kaybetmeden onların değerini tartamıyor.
Bir şeyleri kaybetmeden hayatın önemini kavrayamıyor. Depremlerin,
sellerin, açlığın, sefaletin olduğu bir ülkede yaşayan bizler, şimdi
de kentimizi tehdit eden yeni bir terör dalgasının içindeyiz. Öyle
bir tehlike ki bu kapımızın önünde, sokağımızın başında,
trafik ışıklarında, bir dükkanda, bir bankada ya da herhangi bir
yerde karşımıza çıkabilir. Ama her
krizde olduğu gibi, bu terör krizinde de bir fırsat saklı durmakta.
Yeter ki bizler bu fırsatı görebilelim. Yeter ki hayatımızın ne
kadar değerli olduğunun bilincine varmayı öğrenelim. Bir bardak
suyun, bir öpücüğün, bir kucaklaşmanın, bir dost sohbetinin, bir
lokma ekmeğin, bir fincan kahvenin, güneşli bir havanın, bir gülümsemenin,
bir gün doğumunun ve bir gün batımının, kısacası hayatın her
bir anının aslında ne kadar önemli olduğunun farkına varalım. Meğer
yaşamak lüks bir şeymiş, kıymetini bilelim. Hepinize yaşama sevinciyle dolu bir sene dilerim. |
Selcen Dogan'in diger yazilari asagidaki linklerde bulabilir siniz ...
Istanbul Life.Org : Ishak Pasa Caddesi No: 6 Sultanahmet / ISTANBUL - TURKEY
Tel : + 90 (212) 638 12 15 Fax : + 90 (212) 638 76 06 - 638 12 15 E-mail : info@istanbullife.org
Copyright © 2000 Istanbul Life ORG. All rights reserved. Design by SENGULER TOURISM