Ana Sayfa

Bize Ulasin

Oteller

Turlar

Genel Bilgiler

Restorantlar


BALAT MILLIYETCILERI

ERSIN KALKAN 

Balat milliyetçileri  

Ersin KALKAN

Hepsi Balat´ın çocukları. Aynı çamurlu sokaklarda büyümüş, farklı zamanlarda da olsa hemen hemen aynı okullarda okumuş, aynı evlerde saçlarına aklar düşmüş insanlar bunlar. Keskin ama yumuşak bakışları, ağırbaşlı gülüşleri, her an ayaklanmaya hazır refleksleriyle birbirlerine benzeseler de her biri farklı birer hazine. Konuşmaya başladıklarında, hayat, aşk ve ölüm hakkında yani yeryüzündeki herşeye dair şaşılacak kadar çok bilgileri olduğunu anlıyorsunuz. ``Öyle insanlar yaşar ki burada hayret edersiniz. Dünyanın bütün kitaplarını okumuş bir insanla, Balat´ın sokaklarında büyümüş akıllı bir adam arasındaki tek fark: Birinin ellerinin biraz sigara dumanı, diğerinin ise kağıt kokmasıdır'' diyor dernek başkanı Kadri Gözaydın.

Balat´ın en görkemli ve müreffeh zamanlarını da görmüşler, yoksulluğun diz boyu olduğu zifiri karanlık günlerini de. Cumbalı evlerin mermer merdivenlerinin her sabah gün doğarken arap sabunuyla yıkandığına da şahit olmuşlar, sokaklarında çamur sellerinin aktığı günlere de. Yahudiler de komşuları olmuş, Süryaniler, Rumlar ve Ermeniler de. Ermeni kilisesinden ve onun yanındaki sinagogdan ilahi sesleri yükselirken, bitişiğindeki camide teraviyi kılmışlar. İbadet sona erince de Türk, Ermeni, Rum ve Yahudi gençleri Balat çarşısında toplanıp birbirlerine ``Allah kabul etsin'' demişler. Yani böylesi derin bir medeniyetin içinden gelmişler. Şeker bayramları geçmiş, Hamursuzlar, Paskalyalar ve yortular birbirini kovalamış.

Kimisi Yul Brynner´in ``Paralı askerler'' filminde rol kesmiş, bazıları da Yılmaz Güney´in ``Balatlı Arif''inde figüran olmuş. Dertleri zevk edinince soluğu Agora meyhanesinde almış, Hristo´nun Bozcaada´dan getirdiği fıçı şarabının buğusunda dünyanın zorluklarını unutmuşlar. Ama ne olmuşsa olmuş o güzel günler bitivermiş. Önce ekalliyete mensup komşuları bir bir göçüp gitmiş başka ülkelere ya da başka semtlere, sonra da hali vakti yerinde olan Türkler çekilmiş. Çöküş başlamış ve bahsimizin kahramanları bu günlere gelmişler.

Bunlar yedi eski ardadaş: Turşucu Hüseyin Movit, marketçi Aytekin Karadağ, Pastacı Mustafa Güçlü, inşaatçı Kadri Gözaydın, manav Hızır Bursalı, beyazeşyacı Mehmet Gürdamar ve Sümer Palazoğlu. Bir gün bakmışlar ki, Balat da hayat da ellerinden gidiyor. Toplanmış ve bir dernek kurmaya karar vermişler. Gerçi çevrede, ``Alucra İlçesi Akyaka Köyü Derneği'', ``İnebolulular Dayanışma Birliği'', ``Ardeşenliler Cemiyeti'' gibi çok sayıda yöresel dernek varmış ama anlaşılacağı gibi bunların Balat´la pek ilgileri yokmuş. Şekillenmeye başlayan derneğin kurucu başkanı olan Hüseyin Movit, Balat´ta çok uzun yıllardan bu yana turşuculuk yapıyor. Daha önce İstanbul´un başka yerlerinde oturmuş ama Balatlı bir kıza aşık olunca evlenip buraya yerleşmeye karar vermiş. Şimdi eşinin doğduğu sokakta yaşıyor. İşi turşuculuk ama dükkanı Türkçe Gönüllüleri Dil İzleme Grubu´nun merkezi olarak da kullanılıyor. Balat´ın daracık bir sokağında toplanan bu küçük grup ayrı bir yazı konusu ama şu kadarını söyleyelim, tüm televizyonları izliyor, bütün gazeteleri gözden geçiriyorlar. Ve dil yanlışı yapanlara kök söktürüyorlar. Hüseyin Movit dernek sürecinin başlangıcını şöyle anlattı:

``Evet çoğumuz buraya başka şehirlerden ya da köylerden geldik ama oralara dönmeyi düşünen insan sayısı çok az. Ardeşen, Palu ya da Çemizkezek çok uzaklarda kaldı. Oralar için artık hiçbir şey yapamayız. Belki üç beş senede bir gidip tatil yaparız, hepsi o kadar. Balat´ta yaşayıp da köyüne 30 senedir gitmeyen bir Kastamonulu arkadaşımızın artık burası için çalışması gerekir. Çünkü bu sokakların dumanını ve Haliç´in kokusunu soluyoruz. burada kanser oluyoruz. Çocuklarımız bu çamurlu yollarda debeleniyor, berbat okullarda eğitim görüyorlar. Ne çiçek var yüreğimizi açacak, ne ağaçtan ve temizlikten eser kaldı. 30 senedir burada yaşayıp çocuklarının geleceğini Balat´ta kuran bir insanın semt için harekete geçmesi gerekir. Türkiye´nin dört bir yanından buraya gelmiş ama kendini Balatlı olarak tarif eden arkadaşlarımızla toplandık ve tüm yerel kimliklerin üstünde bir kimlik oluşturmaya karar verdik.''

Dernek başkanı Kadri Gözaydın da ``Biz Balat Milliyetçisiyiz'' dedi. Birlik oluşturmadan semtlerini kurtaramayacaklarını anladıklarını söyleyen Gözaydın, bunun önündeki en büyük engelin hemşehricilik olduğunu belirtti.  Gözaydın, bu konudaki görüşlerini şöyle sıraladı: ``Kim olursa olsun, nereden gelirse gelsin bu semt için harekete geçen herkesle sırt sırta veririz. İnsanları Rize, Kastamonu ya da Siirt kökenli; Türk, Laz, Arap, Kürt, Ermeni veya Rum diye ayırmayız. Kişinin şu ya da bu partiye mensup olması da bizi ilgilendirmez. Balat´a gönül veren herkese kapımız sonuna kadar açık''

Böylece işe başlıyorlar. Balat´ın daracık sokaklarında yaşamalarına rağmen ufukları bu denli geniş olduğu için kısa zamanda çok önemli adımlar atıyorlar. Şansları da yaver gidiyor ve dernek girişimine başladıkları günlerde Unesco projesi gündeme geliyor. Fatih Belediyesi öncülüğünde Unesco, Avrupa Birliği, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ve Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ``Fener ve Balat Semtlerinin Kentsel Rehabilitasyon Projesi'' için harekete geçiyor. Ve ´Balat milliyetçileri´nin önüne düşlerinde bile göremeyecekleri bir ufuk çizgisi açılıyor. Derneğin resmi başvurusu yapıp 1997´nin başlarında bu projenin en önemli aktörlerinden biri olarak işe koyuluyorlar.

Bu sıralarda Balat sahil şeridinde bulunan tarihi Yusuf Şücaaddin Camii yıkılmak üzere. Balat derneği kurucuları bir araya gelerek bir cami yaptırma ve koruma derneği çatısı altında toplanıyorlar. Yıllardır kendi kaderine terkedilmiş olan cami, Fatih Belediye´sinin desteğiyle kısa bir zamanda ayağa kalkıyor. Fakat bu cami Türkiye´de bir eşine daha rastlanamayan bir özelliğe sahip oluyor. İbadet mekanının alt katı bilgisayarlı eğitim merkezine dönüşüyor. Burada yüzlerce ilköğretim okulu talebesi bilgisayarlarda, matematik, yabancı dil, tarih ve coğrafya gibi dersler görüyor. Caminin altında, yüzlerce öğrenci haremliksiz selamlıksız bir araya geliyor. Üst katta müminler ibadet ederken alt kattan çocuk cıvıltılarına bilgisayar tuşlarının sesleri karışıyor.

Eğitim biriminde bulunan 50 çocuktan 45´i taktir ya da teşekkür almış. Belgelerini alıp dernek yönetimine getirmişler. Bu haberi alan yöneticilerin yüzünde güller açıyor. Gönüllü öğretmen Elif Uygun, hem çocuklara hem de yetişkinlere ders veriyor. Burada haftanın belirli günlerinde kadınlar eğitim görüyor.

Burada isteyenler CD´ye yerleştirilmiş bir Kuranı Kerim programından Kuran okuyabiliyor. Böylelikle kısa bir zamanda hurafeler yok olmaya yüz tutuyor. Biri çıkıp da Kuran´ı kaynak göstererek, sosyal ya da siyasal bir çarpıtmaya yönelirse alt kattaki bilgisayarlı Kuran metnine başvuruluyor. Yalanlar buhar olup uçuyor. Tabii bundan en fazla camileri parti karargahı olarak kullananlar rahatsız oluyor ve dernek aleyhinde propaganda yapıyorlar. Ama Yusuf Şucaaddin Camii´deki bu yenileşme hareketi Fatih Müftülüğü ve bizzat Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz´ın desteğini alıyor. Bu cami, önümüzdeki Nisan başında yapılacak olan Kutlu Doğum Haftası sırasında, Diyanet İşleri Başkanlığı´nca örnek ibadet yeri olarak tören programında yer alacak.

Balat biraz Kudüs´ü, daha doğrusu eski İstanbul´u andırıyor. Camiyle kilise, sinagogla ayazma yanyana bulunuyor. Balat Derneği, başta camiler olmak üzere tüm tarihi ibadet mekanlarının restore edilerek İstanbul´a kazandırılması için bir program hazırlıyor. Programın ilk adımı olarak bugünlerde tüm camilerin bahçelerine güller dikilmeye başlanmış. Yakında tüm ibadet yerlerinin etrafı birer gülistana dönecek.

Balatlılar, Fener Gönüllüleri Derneği´yle birlikte, şimdi otopark olarak kullanılan, mülkü Ermeni cemaatine ait olan eski Mehtap Sineması´nı canlandırmayı hedefliyor. Böylece İstanbul, kaybettiği yüzlerce yazlık sinemadan birine tekrar kavuşmuş olacak.

Dernek, yine mülkü Surp Hraştagabet Ermeni Kilisesi´ni ait olan ve bugün sabun fabrikası olarak kullanılan tarihi okul binasını ´Ana Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Merkezi´ olarak düzenlemek için çalışmalar yürütüyor.

Caminin altındaki eğitim birimi içinde bir de futbol takımı kurulmuş. Kız ve erkek basketbol ve voleybol takımı kurmak için harekete geçmişler. Balatlılar´ın çalışmalarını hızlandırmak için ilköğretim programı içeren CD´lere ihtiyacı var. Haberiniz olsun. Bir de gün geçtikçe büyüyen masrafları karşılamak için bir miktar nakti bağış bekliyorlar. Burayı bulmak kolay. İstanbul´da Balat´ta hemen yolun ortasında yer alıyor. Yakında çevresinde güller fışkıracak. Böylece daha kolay bulunacak. Yolunuz düşerse mutlaka gidin. 2700 yıllık kentin en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Balat ve Fener´i ziyaret de etmiş olursunuz. Oraya gittiğinizde ´Balat milliyetçileri´nin gözlerindeki pırıltıyı ve çocukların ellerindeki ışığı görecek, bu medeniyet projesine katılmak için yüreğinizin kıpırdadığını hissedeceksiniz.

 

Ersin Kalkan

Ersin Kalkan'in diger yazilarina ulasmak icin lutfen tiklayin..

               

Ana Sayfa

Bize Ulasin

Oteller

Turlar

Genel Bilgiler

Restorantlar

Istanbul Life.Org : Ishak Pasa Caddesi No:6 Floor:2 ( Near the Topkapi Palace Entrance ) Sultanahmet / ISTANBUL - TURKEY
Tel
: + 90 (212) 458 13 19   Fax : + 90 (212)  458 13 19  - 458 13 18  E-mail :  info@istanbullife.org